1. Bu site çerez kullanmaktadır. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde çerez kullanımı ile ilgili site koşullarını kabul etmiş sayılırsınız. Daha Fazlasını Öğren.
  2. Forum İllegal Uyarısı Forum kuralları gereği forumda video ve illagal paylaşım yapmak yasaktır.Program Arşivimizde ise kısıtlanmış sürüm yada dağıtımı serbest olan (trial - freeware) yazılımlar yayınlayınız..Aksi takdirde mesajlarınız silinecektir..

"Allahu ekber!" demek ne demek?

Konusu 'Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi' forumundadır ve uydudoktoru tarafından 2 Mayıs 2013 başlatılmıştır.

  1. uydudoktoru
    Offline

    uydudoktoru Aktif Üye Yönetici Yönetici

    Katılım:
    13 Haziran 2009
    Mesajlar:
    2.142
    Ödül Puanları:
    38
    Büyük İslâm âlimi olan İmâm-ı Rabbânî hazretlerine, bir gün, bir müezzin gelerek; - Efendim, ezânda okuduğumuz ‘Allahü ekber’in mânâsı nedir? diye sordu.
    - Buyurdu ki: Allahü ekber demek, “Allahü teâlâ, büyüktür. Ona bir şey lâzım değildir. Kullarının ibâdetlerine de muhtaç olmaktan büyüktür. İbâdetlerin O’na hiçbir faydası yoktur”, demektir.
    Tekrar sordu:
    - "Eşhedü en lâ ilâhe illallah" ne demek?
    - Kibriyâsı, büyüklüğü ile ve kimsenin ibâdetine muhtaç olmadığı halde, ibâdet olunmaya O’ndan başka kimsenin hakkı olmadığına şehâdet eder, elbette inanırım. Hiçbir şey O’na benzemez.
    - "Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah":
    - Muhammed aleyhisselâmın, O’nun gönderdiği Peygamberi olduğuna, O’nun istediği ibâdetlerin yolunu bildiricisi olduğuna ve Allahü teâlâya, ancak O’nun bildirdiği, gösterdiği ibâdetlerin, yaraşır olduğuna şehâdet eder, inanırım.
    - Hayye âlessalâh, hayye âlelfelâh:
    - Müminleri, felâha, saadete, kurtuluşa sebep olan namaza çağıran iki kelimedir.
    - Allahü ekber:
    - Ona lâyık bir ibâdeti kimse yapamaz. Herhangi bir kimsenin ibâdetinin Ona lâyık, yakışır olmasından, çok büyüktür, çok uzaktır.
    - Lâ ilâhe illallah:
    - İbâdete, karşısında alçalmaya müstehak olan, hakkı olan ancak O’dur. O’na lâyık bir ibâdeti kimse yapamamakla beraber, O’ndan başka kimsenin ibâdet olunmaya hakkı yoktur.
    Nasîhat etmek
    Bir gün de bâzı sevdikleri;
    - Efendim, nasîhat nasıl olmalıdır? diye sordular.
    Cevabında;
    - Nasîhat, fitneye, zarara sebep olmamalıdır, buyurdu.
    - Nasıl yâni? dediler.
    - Meselâ alay edenlere, zarar yapacak olanlara nasîhat verilmez.
    - Başka hocam?
    - Ayrıca nasîhat, birinin yüzüne karşı olmamalı, umûmî olarak, ortadan söylenmelidir.

    Alıntıdır..
     

Sayfayı Paylaş