1. Bu site çerez kullanmaktadır. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde çerez kullanımı ile ilgili site koşullarını kabul etmiş sayılırsınız. Daha Fazlasını Öğren.
  2. Forum İllegal Uyarısı Forum kuralları gereği forumda video ve illagal paylaşım yapmak yasaktır.Program Arşivimizde ise kısıtlanmış sürüm yada dağıtımı serbest olan (trial - freeware) yazılımlar yayınlayınız..Aksi takdirde mesajlarınız silinecektir..

Fatih Sultan Mehmet

Konusu 'İcatlar - Mucitler - Bilim Adamları' forumundadır ve guclusat tarafından 9 Haziran 2010 başlatılmıştır.

  1. guclusat
    Offline

    guclusat Tanınmış Üye Süper Moderatör

    Katılım:
    14 Haziran 2009
    Mesajlar:
    9.757
    Ödül Puanları:
    48
    İSTANBUL tam 53 günden beri muhasara al*tındaydı. 23 yaşındaki genç padişah ve dâhi kuman*dan II. Mehmet Han, bu süre içinde gösterdiği akıl almaz askerlik mucizeleriyle Bizanslıları şaşkına çe*virmişti. Koca Bizans İmparatorluğu çatırdıyordu. Son günlerini yaşıyordu. Artık belliydi bu.

    28 mayısı 29 mayısa bağlayan gecenin sabahı*na doğru, mehter «gülbanklar» vurmaya koyulmuş ve Bizans surlarının karşısındaki ordugâhta hummalı bir faaliyet başlamıştı. Ulu Hakan, hücum emrini ver*mişti. O akşamki tarihî nutku bütün askerin kulak*larında çınlıyordu:

    «Ey benim paşalarım, ağalarım, beylerim! Bu Şehr-i Konstantiniye çenginde silâh arkadaşlarım, yi*ğitlerim? Sizleri buraya, kararlaştırdığım umumî taarruzda şimdiye kadar gösterdiğinizden daha bü*yük fedakârlık ve cesaret istemek için topladım. Ci*handa ün salmış bir şehri zaptedeceksiniz. Şehr-i Konstantiniye'de mahalle mahalle, bu şehri zapteden kahramanlar olarak adınız şan ve şerefle anıla*caktır...»

    Asker, Peygamberimizin, şüheda için en büyük cennet makamını müjdelediği zafere ve bu zaferin uğrunda şehitlik şerbeti içmeye susamıştı.

    Beyaz atının üzerindeki genç kumandan, kılıcı*nı çekmiş, davudi sesiyle âdeta gürlüyordu:

    «— Evlâtlarım, yiğitlerim, şahbazlarım, yürü*yün... Zafer sizindir ..»

    Fatih

    Sultan Mehmet

    1432 • 1481

    İSTANBUL'U alarak tarihte Yeniçağ'ı açan Türk hükümdarıdır. Edirne'de doğdu, iyi bir öğrenim gördü. Babası sağken. 15 yaşında, onun isteği üze*rine tahta çıktı. Babası 11. Murat ölünce 1451'de ikinci defa padişah oldu. İkinci yılında da İstan*bul'u fethetti. 2H yıl tahtta kaldı. Bu süre içinde 2 imparatorluk. 14 deolet ve 200 şehir zaptetti. 1-181' de gene sefere çıkarken Gebze civarında zehirle*nerek öldü. Türbesi Fatih Camii arkasındadır.

    1432 yılının 30 mart pazar sabahı Sultan II. Murat. Edirne Sarayı'nda sabah namazını kılmış, sec*cadesinde Kur'an okuyordu. Sûre-i Muhammedi'yi bitirip Fetih sûresine başlamak üzere idi ki bir oğlu*nun dünyaya geldiğini müjdelediler. Padişah, Ulu Tanrı'ya şükrettikten sonra «Ravza-i Murad'ta bir gül-i Muhammedi açtı» dedi. Ertesi cuma, törenle ço*cuğuna Mehemmed adı verildi.

    Şehzade Mehmet, çocukluğunda son derece ha*şarıydı. Ancak Molla Gûrani gibi sert ve hatır gönül dinlemeyen hocaların sayesinde öylesine eğitildi ki, çağının en büyük bilginlerinden Arapça, Farsça, Lâ*tince, Slavca ve Rumca öğrendi.

    II. Sultan Murat, Macarlarla 1444'te Szegedin barış anlaşmasını imzaladıktan sonra sağlığında oğ*lunun saltanatını görmek istemişti. Ancak, on iki ya*şında bir çocuğun tahta çıkmasını fırsat bilen Macar*lar, yemini bozarak bir haçlı ordusu hazırlamışlardı. Bu durum karşısında küçük padişah Manisa'ya çe*kilmiş olan babasını şu sözlerle göreve çağırmıştı: «Eğer hükümdar iseniz, ordunun başına geçiniz. Eğer ben hükümdar isem, size fermanımdır, geliniz ve ordunun başına geçiniz...»

    Sultan II. Murat, oğlunun bu daveti üzerine derhal Edirne'ye geldi ve tahtına tekrar otururken ordularının da başına geçti. Türklerle olan yeminini bozan Macar Kralı'nın idaresindeki Haçlı Ordusu'nu, Varna sahrasında ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu sa*vaşta, 12 yaşındaki Mehmet de babasının yanınday*dı. Yaşından hiç umulmayacak bir cesaret ve kah*ramanlık gösterdi...

    Sutlan Murat 1451 yılında hayata gözlerini yum*duğu zaman oğlu Mehmet tekrar Osmanlı tahtına oturdu. Bu kez ikinci Kosova zaferiyle daha sağlam-laşmış bir devletin başına geçiyordu...

    On dokuz yaşındaki Sultan Mehmet tahta çıkar çıkmaz çocukluğundan beri rüyalarına kadar girmiş olan İstenbul'un fethi hazırlıklarına başladı.

    Geceli gündüzlü bir çalışma sonucu ortaya çı*karılan 400 parça gemiden ibaret büyük bir donan*ma, dünyanın en büyük toplarını dökecek olan bü*yük bir dökümhane ve nihayet Boğaziçi'nin Rumeli yakasında «Boğazkesen» adiyle inşâ ettirdiği Rume-lihisarı'ndan sonra İstanbul'un kuşatmasına girişti...

    Gemilerin karadan yürütülmek suretiyle Halic'e in*dirilmesi başta olmak üzere birçok strateji dehâsı*nın yer aldığı 53 günlük bir muhasara sonunda İs*tanbul'u fethederek dünya tarihinde Ortaçağ'ın ka*panıp Yeniçağ'ın açılmasına sebep olurken «Fâtih» nâmını aldı.

    İstanbul'u fethettiği günden itibaren Bizans halkına hâmilik işini üzerine aldığı gibi halka tam bir vicdan hürriyeti de tanıdı. 29 may.s 1453 salı günü öğle üzeri Ayasofya'da halka hitaben yaptığı konuşmada «Sultan Mehmet olarak söylüyorum ki, bu andan itibaren ne hayatınız, ne malınız, ne de hürriyetiniz için gazâb-ı şahanemden korkmayınız.» demişti. Ve bu sözünü de tuttu.

    Fatih Sultan Mehmet, bundan sonra bütün Av*rupa'yı titreten büyük fütuhatına devam etti. Atina Dukalığı, Sırbistan, Mora, Giresun, Samsun, Trabzon, Sinop, Eflâk, Bosna, Hersek, Karaman Beyliği, Arna*vutluk, Eğriboz, İçem, Akkoyunlu, Kırım, Arnavut*luk, İşkodra, Kuban, Anapa, Hersek ve İtalya'da Ot-ranto birbirini takiben Osmanlı hâkimiyeti altına girdiler.

    1481 yılı başında Fatih Sultân Mehmet, yeni ve büyük bir seferin hazırlıklarına girişti. Bu kez hede*finin denizden İtalya ve Roma olacağı, bu arada Venedik'in de ortadan silineceği anlaşılıyordu.

    25 nisan 1481 günü Ordu-yu Hümayûn'un ba*şında yola çıkan Fatih Sultan Mehmet, Üsküdar'a ge*çerek ilerlemeye başladı ve bir hafta sonra Gebze civarında konakladı. İstanbul'dan yola çıktığı gün*den beri sağlık durumu birden bozulmuş ve günden güne de kötüye gitmeye başlamıştı. Aslen Venedik*li bir yahudi olan özel hekimi Yâkup Paşa (Asıl adı Maestro İacopo), ulu hakanı tedavi etmek bahane*siyle hareket gününden itibaren vermeye başladığı zehirin dozunu artırmakta idi. Bu Venediklilerin Fa*tih'e on beşinci suikast teşebbüsü idi. Bundan önce*ki 14'ü hedefine ulaşamamıştı. Venedikliler bu kez astronomik bir ücret vaadi ile özel doktorunu elde etmişlerdi. Fatih Sultan Mehmet, 3 mayıs 1481 günü Gebze'deki Otağ-ı Hümayun'unda kan kusarak öldü. Ancak Yâkup Paşa'nın foyası hemen meydana çık*mıştı. Venedik'in kendisine vaat ettiği 250 milyonluk muazzam serveti alamadan, Türk askerleri tarafın*dan linç edildi
     

Sayfayı Paylaş