1. Bu site çerez kullanmaktadır. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde çerez kullanımı ile ilgili site koşullarını kabul etmiş sayılırsınız. Daha Fazlasını Öğren.
  2. Forum İllegal Uyarısı Forum kuralları gereği forumda video ve illagal paylaşım yapmak yasaktır.Program Arşivimizde ise kısıtlanmış sürüm yada dağıtımı serbest olan (trial - freeware) yazılımlar yayınlayınız..Aksi takdirde mesajlarınız silinecektir..

Ülkemizde Çay Gelişimi

Konusu 'Karışık Bilgiler - Sohpet - Muhabbet' forumundadır ve guclusat tarafından 18 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. guclusat
    Offline

    guclusat Tanınmış Üye Süper Moderatör

    Katılım:
    14 Haziran 2009
    Mesajlar:
    9.754
    Ödül Puanları:
    48
    Ülkemiz çay plantasyon sahaları 1924 yılından sonra Gürcistan’dan getirilen tohumlarla tesis edilmiştir.Çay bitkisi genetik yapısı nedeniyle dış döllenme yapmakta, bunun sonucunda genotipte sürekli açılmalar oluşmaktadır. Gürcistan bölgesindeki çay çeşitleri ağırlıklı olarak çin çeşitleri olmak üzere Çin * Hind melezi (Camellia sinensis* Camellia assamica) olup bunlarda kendi aralarında uzun yıllardan beri açılımlar göstererek bölgeye uyumlu çay çeşitleri meydana gelmiştir.(Özbek ve ark,1961 Çelebioğlu ve Sönmez,1973 Ayfer ve ark.,1982 Öksüz,1987) Çaylıklarımız, Çin varyetesi hakim olmak üzere, morfoloji, kalite vejetatif, generatif ve ekolojik şartlara uyum gibi özellikler bakımından aralarında önemli farklar bulunan çok sayıda tiplerden oluşmuştur. Süregelen tabii melezleşmelerden sayısız yeni tipler ortaya çıkmıştır.Tohum ile üretime devam edildiği takdirde, bu şekilde yeni tiplerin ortaya çıkacağı doğaldır. Bu tabii melezleşmenin sonucunda oluşan yeni tiplerin büyük bir bölümü kalite ve verim bakımından düşük değerlere sahip olacaktır. (Çay Tarımını Geliştirme ve Islahı projesi,1976) Çay bitkisi uzun ömürlü bir bitki olup doğada birkaç asır yaşadığı belirlenmiştir. Kültüre alınan çay bitkilerinin genellikle 100 yıl yaşadıkları kabul edilmiştir. Çay bitkisi 4 yaşından başlayarak ürün verir. Şartlara bağlı olarak ürün miktarı 10-15 yaşından sonra en yüksek düzeye ulaşır. Çay bitkisinde ekonomik verim yaşı genellikle 50 yıl olarak kabul edilmiştir.Tohumla ve tohumdan üretilmiş çöğürlerle 1938’de tesis edilmeye başlanan çay bahçelerimizin ekonomik ömürleri hemen hemen dolmaktadır. Bu yaşlı ve verimden düşen çay bahçelerimizin yenilenmesine ihtiyaç vardır. (Kacar,1987) Genel anlamda ülkemizdeki bütün çay bahçeleri tohumla yani genaratif yolla tesis edilmiştir.Çay bitkisi tohumla üretilebildiği gibi vejatatif usullerle de çoğaltılabilmektedir. Halen çay yetiştirilen memleketlerde en çok kullanılan usuller çelikle,daldırma,ve aşıyla olmaktadır. Daldırma yöntemi ile çoğaltmada ana bitkiden üretilecek bitki sayısı çok azdır. Çay bitkisi fizyolojik olarak yabancı döllenme gösterdiğinden tohumla tesis edilen bahçelerde farklı tip ve özelliklere sahip çay plantasyon sahaları oluştuğu için standart bir ürün normu oluşmamaktadır. Örneğin bir çay bahçesinde, çay ocaklarının değişik zamanlarda, sürgünlerin hasat olgunluğuna gelmesi, hasat yönünden üreticiye birçok zorluk oluşturmaktadır. Aynı zamanda üreticinin çaylıklarında en geç süren ocakları bekledikten sonra, ürünü toplama eğilimine sürüklemekte ve dolayısı ile ürünün kalitesinde köre kaçan ve kartlaşan sürgünlerden ötürü bir düşme görülmektedir. Aynı zamanda uygulanacak olan kültürel tedbirlerinde uygulanmasında üreticiye büyük zorluklar çıkarmış olmasıdır. Modern tarımda kalite ve kantite bakımından ürün standarttı önemli bir olgudur. Dolayısı ile bu olgunun tüm tarımsal ürünlerde hedeflenmesi gerekir. Çay tarımında bu hedefi gerçekleştirmek için öncelikle çay plantasyon sahalarında homojen bir ürün normunu yakalamak gerekir. Bu amaçla yapılacak olan çalışmaların başında mevcut çaylık alanlarımızın ıslah edilmesi yoluna gidilmelidir. Bu amaçla bölgemiz ekolojik şartlarına uyum sağlamış, verim ve kalite bakımından üstün özellikler gösteren ve bu özellikleri değişmeyen tiplerin selekte edilerek, bu tiplerden oluşturulacak damızlık bahçelerden, öncelikle çaylık plantasyon sahalarımızda, ekonomik verim yaşını doldurmuş (50 yaş ve üzeri çaylıklar) verim ve kaliteden düşmüş, çaylık alanların yenilenmesi ile hem kalite ve verim bakımından üstün, hem de standart bir ürün normuna kavuşulacaktır. Bu uygulamayla hem çayımızın geleceği garanti altına alınmış olacak hem de dünya pazarlarında rahatça rekabet edebileceğimiz bir kalite oluşmuş olacaktır. Şurası muhakkaktır ki kalite ve başarılı bir çay imalatının ilk şartı iyi üründür. Üründe var olmayan bir kaliteyi imalatla kazandırmak olanağı yoktur. Hammadde ile beraber çayın imalat safhalarını bir bütün olarak değerlendirmek gereklidir. (Vanlı,1985) İşte bu amaçla çay araştırma enstitüsünde 1967-1971 yılında çay tarımını ıslah ve geliştirme projesi adı altında bölgedeki mevcut çay plantasyon sahalarımızdan klonal seleksi yon çalışmalarına başlanmış ve devam edilmiştir. 1973 yılı sonuna kadar çay plantasyon sahalarında 7517 adet tip çay ocağı seçilmiştir. Bunlardan 3560 adedi beğenilerek Enstitüye getirilmiştir. Çelik tavalarında bu tiplerin, köklenme ve gelişme durumları gözlenerek seleksi yona tabii tutulmuştur. Neticede iyi sonuç veren 1086 tip kontrol parsellerinde bırakılarak diğerleri elemine edilmiştir. Daha sonraki yıllarda 1086 tipten en iyi sonuç veren 64 tip seçilerek diğerleri denemeden çıkartılmıştır.1977 yılında verim ve kalite bakımından son seleksi yon safhasını tamamlayan 64 tipten en iyi sonuç veren 7 tip seçilerek damızlık bahçeleri oluşturulmuş ve bu bahçelerden fidan üretimi için çelik alınmış ve Enstitünün sera ve tavalarına dikilmiştir. Bu tipler; Derepazarı-7, Pazar-20, Tuğlalı-10, Muradiye-10, Gündoğdu-3, Kömürcüler-1, Fener-3
    Derepazarı-7 Klonu

    Yapraklar uzun elips şeklinde olup yaprak ucundaki gaga belirsizdir.Yaprakların damar araları belirgin şekilde kabarıktır.Yaprak rengi acık yeşildir. Tomurcuk ve birinci yaprağın altı tüycüklerle kaplıdır. Boğum araları diğerlerine göre uzundur. Dallar seyrek ve gevrek olup kolay kırılabilir. Rize Derepazarı çukurlu köyünde saptanmış olup bölgenin yükseltisi 300 m’dir 1967 yılında anaç ocaktan alınan çelikler Çay Enstitüsündeki deneme parsellerine dikilmiştir.Sürdürülen seleksiyon sonucu 1977 yılında bu klonun üstün nitelik ve niceliğine sahip olduğuna karar verilmiştir. Fenotip olarak assamicaya benzeyen bu klon diğer 7 klon içerisinde soğuk ve hastalıklara en dayanıksız olandır. Diğer klonlara göre yaprak alanı en geniş olan klondur. yapraklar dala göre hafif sarkık duruşludur. Dallanma özeliği zayıf olup geniş bir hasat tablası oluşmamaktadır.
    Fener-3 Klonu


    Tuğlalı-10 Klonu


    Rize–Tuğlalı–Tarikler köyünde tespit olup anılan bölgenin yüksekliği 300 m’dir. Anaç Ocaktan 1967 yılında alınan çelikler Çay Enstitüsündeki deneme parsellerine dikilmiştir. Sürdürülen seleksiyon çalışmaları sonucu 1977 yılında klon olma özeliğine sahip olduğuna karar verilmiştir. Güçlü bir ocak yapısı ve geniş bir hasat tablasına sahiptir. Yapraklar uzun elips şeklinde olup dala göre duruşu diktir. Genellikle ince dallı olup çatı oluşumu iyidir. Sürgün yapısı iyidir.


    Gündoğdu-3 Klonu

    Rize-Gündoğdu-Dağınıksu köyü orta mahallede saptanmış olup yükseklik 150m’dir. Anaç ocaktan çelikler 1967 yılında çay enstitüsündeki deneme parsellerine dikilmiştir. Sürdürülen seleksiyon çalışmaları sonucu klon olma özeliğine sahip olduğuna karar verilmiştir. Ocak oluşturması ve gelişimi iyidir.Yaprakları geniş elips şeklin olup dala göre duruşu diktir.Yapraklar parlak görünümde yumuşaktır.






    Pazar-20 Klonu


    Rize-Pazar-Soğuksu mahallesinde tespit edilmiş olup yükselti 140m’dir. 1967 yılında anaç ocaktan alınan çelikler Çay Enstitüsündeki deneme parsellerine aktarılmıştır. Sürdürülen seleksiyon çalışmaları sonucu 1977 yılında klon olma özeliğine sahip olduğuna karar verilmiştir. Yaprakları ince uzun olup orta damar boyunca V şeklinde bükülmüştür. Dallar ince olup çatı oluşumu iyidir.
    Muradiye 10-Klonu

    Rize-Salahra-Muradiye köyünde tespit edilmiştir. Bölgenin yüksekliği 300m‘dir.1968 yılında anaç ocaklardan alınan çelikler Çay Enstitüsündeki deneme parsellerine dikilmiştir. Sürdürülen seleksiyon çalışmaları sonucu 1977 yılında klon olma özeliğine sahip olduğuna karar verilmiştir.Erkenciliği ile tanınan bu klon diğerlerine kıyasla 10-15 gün önce hasat olgunluğuna gelmektedir.Yaprak ayaları küçük olup köre yönelme eğilimi fazladır.Sürgünlerin boğum araları kısa olup dallanma yeteneği iyidir.


    Kömürcüler-1 Klonu

    Rize-Merkez-Kömürcüler köyünde saptanmış olup Yükselti 270 m’dir. 1968 yılında anaç ocaktan alınan çelikler Çay Enstitüsündeki deneme parsellerine dikilmiştir. Sürdürülen seleksiyon çalışmaları sonucu 1979 yılında klon olma özeliğine sahip olduğuna karar verilmiştir. Yapraklar kısa boy elips şeklinde olup yaprak kenarları belirgin dişlidir. Yaprakların dala göre duruşu yukarı kalkıktır. Bu klon nispeten soğuğa dayanıklıdır.


    Yukarıda bahsedilen klonların dekara verimleri ve kaliteleri genelde birbirlerinden farklılık arz etmesine rağmen klonların tümü iyi özelliklere sahip olduğu tespit edilmiştir. Klonların dekara verimleri 1200-1400kg/dk. arasında değişmektedir. Rize ili çay üretim alanlarında on yıllık ortalama 721kg/dk, Artvin ilinde 497.4kg/dk Giresun ve Ordu illerinde 642.2kg/dk, Türkiye ortalaması ise 647kg/dk olarak gerçekleşmiştir. (Anan,1987b,öksüz,1987)

    Kaliteye tesir eden polifenol oranları ise %22civarındadır. Diğer çaylıklarda genel anlamda %17’yi geçmemektedir. Seçilen bu yedi tipin Enstitümüzün Merkez ve Hayrat fidanlığında damızlık bahçe olarak kurulmuştur.


    [TABLE="width: 400"]
    [TR]
    [TD]Klon Adı[/TD]
    [TD]Merkez
    Fidanlık
    ( m[SUP]2[/SUP])
    [/TD]
    [TD]Hayrat
    Fidanlığı
    (m[SUP]2[/SUP])
    [/TD]
    [TD]Toplam
    Alan
    (m[SUP]2[/SUP])
    [/TD]
    [/TR]
    [TR]
    [TD]Derepazarı-7[/TD]
    [TD]550[/TD]
    [TD]1094[/TD]
    [TD]1644[/TD]
    [/TR]
    [TR]
    [TD]Pazar-20[/TD]
    [TD]173[/TD]
    [TD]1460[/TD]
    [TD]1633[/TD]
    [/TR]
    [TR]
    [TD]Tuğlalı-10[/TD]
    [TD]312[/TD]
    [TD]1177[/TD]
    [TD]1489[/TD]
    [/TR]
    [TR]
    [TD]Muradiye-10[/TD]
    [TD]1263[/TD]
    [TD]662[/TD]
    [TD]1925[/TD]
    [/TR]
    [TR]
    [TD]Gündoğdu-3[/TD]
    [TD]425[/TD]
    [TD]
    [/TD]
    [TD]425[/TD]
    [/TR]
    [TR]
    [TD]Kömürcüler-1[/TD]
    [TD]175[/TD]
    [TD]
    [/TD]
    [TD]175
    [/TD]
    [/TR]
    [TR]
    [TD]Fener-3[/TD]
    [TD]189[/TD]
    [TD]2118[/TD]
    [TD]2307[/TD]
    [/TR]
    [TR]
    [TD]TOPLAM[/TD]
    [TD]3087[/TD]
    [TD]6511[/TD]
    [TD]9598[/TD]
    [/TR]
    [/TABLE]



    Bu klon Rize-Merkez Fener mahallesinde saptanmıştır. Anılan bölgenin yükseltisi 20 m’dir. 1963 yılında tespit edilen bu klon uzun yıllar denendikten sonra üstün nitelik ve niceliğe sahip olduğuna karar verilmiştir. Sinensis özelliklerinin hakim olduğu bir melezdir. Özellikle güçlü bir ocak yapısı oluşturarak doğal şartlara karşı daha dayanıklıdır. Yaprakları koyu yeşil renkte ve damar araları kabarık bir görünümdedir. Yaprakların dala göre duruşu hafif yukarı kalkıktır. Sürgünler etli,gevrek yapılı ve ağırlıklıdır. Tomurcuk ve birinci yaprağın altı tüycüklerle kaplıdır.
     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş